Yaşamı Yok Eden Enerjilere Hayır!
Yaşamı Yok Eden Enerjilere Hayır!

Çernobil katliamının 28. yıldönümünde, yaşam savunucuları Kadıköy Boğa’dan yürüyerek bir basın açıklaması yaptılar. Eylemde “Nükleere inat yaşasın hayat”, “Katil Çernobil, bu kaçıncı ölüm” sloganları atılırken, nükleer santrallerin yanı sıra hidroelektrik, termik, rüzgar tribünleri gibi diğer enerji santrallerinin de yaşamı yok ettiği vurgulandı. Ayrıca devletlerin nükleer enerjiyi savaş amaçlı kullandığına da dikkat çekilerek “Savaşçıl, barışçıl nükleere hayır” sloganı atıldı. Üzerlerinde koruyucu giysileri olan iki yaşam savunucusunun “Çernobil” ve “Fukuşima” yazılı bacalardan duman çıkartmaları ilgi çekti.

Yapılan basın açıklamasında

Yaşam Savunucuları Mücadeleye Çağırıyor,

1986 Nisan’ının 25’ini 26’sına bağlayan gece, Çernobil Nükleer Santrali’nde bir deney gerçekleştirildi. Fakat bu deneyde ters giden bir şeyler oldu ve bir patlama meydana geldi. Ancak bu patlama sıradan bir patlama değil, bir nükleer katliamdı. Bu yüzden meydana gelen patlamanın duyulması, yetkililer tarafından büyük bir çabayla engellendi. Öyle ki,  patlama ile ilgili ilk haber, bir yerel gazetede patlamadan bir hafta sonra,  3 Mayıs günü, “reaktörlerden birinde yangın çıktı” şeklinde yayınlamıştı. Patlamayı gizleyen devlet erkânı, yakınları ve kâr ortaklarını bölgeden kaçırmak için  uçaklar kaldırırken, patlamanın gerçekleştiği Pripyat bölgesinin boşatılması ise ancak 36 saat sonra başlamıştı. Yani, kâr ve iktidar hırsları ile yaşamı yok eden enerjilerin peşinden koşan katiller kaçmış, olan yine ezilenlere olmuştu. Yaşamı yok sayılan tüm canlılar ölüme terk edilmişti!

Üzerinden 28 yıl geçmesine rağmen Çernobil nükleer katliamının etkileri halen sürüyor.  Karadeniz başta olmak üzere Asya ve Avrupa kıtalarının tamamında yüksek oranda artış gösteren kanser vakaları, ölü ve sakat doğumlar bu katliamın yalnızca insanlar üzerindeki etkilerini göstermektedir. Bölgeden apar topar uzaklaştırılan insanların ardından, geride kalanlar için yalnız yaşam değil ölüm de imkânsız hale gelmiştir. Çernobil yakınlarında yer alan Kızıl Ormanlardaki ağaçlar, yaşamını yitirmesine rağmen hala çürüyememişlerdir bile. Radyasyon etkisi ile pek çok çürükçül organizma da yaşamını yitirmiş, bütüncül yaşamın döngüsü işleyemez hale gelmiştir. Pripyat’ta patlama sonrası yayılan tüm radyoaktif maddelerin etkisiz hale gelmesi için 48000 yıl gerekmektedir.

Ne yazık ki Çernobil, nükleer katliamların ne ilki ne de sonuncusu oldu. Nükleer bundan önce bomba olup Hiroşima ve Nagazaki’ye yağmıştı, Çernobil’den tam 25 yıl sonra da Fukuşima’da patladı. Her seferinde de yalanlarla çarpıtmalarla üzeri örtülmeye çalışıldı. Fakat şu açıktır ki, nükleerin adı ister santral olsun ister silah, hep aynı şeye hizmet etti, devletlerin ve kapitalistlerin çıkarlarına. Kapitalistlerin ve devletlerin kaza diye geçiştirdikleri katliamlar göz göre göre “ulusal çıkarlar” için, “ekonomik büyüme” için, “gelişme” için, “kalkınma” için, feda edilen yaşamların birer “teferruat” olduklarını göstermektedir.

Adı ister Nükleer olsun ister HES ister RES… Bu enerjilerin tümü birlerinin cebini doldururken, bizlerin ve doğadaki diğer canlıların yaşamlarını gasp eden ve yaşam alanlarını talan eden birer felakete dönüşüyor!

            Bilinmelidir ki; kapitalizmin enerji ihtiyacını karşılamak için hiçbir nükleer, termik, hidroelektrik, güneş, rüzgar, jeotermal santral yeterli gelmeyecektir. Anadolu’da 9 köyün deresinde kurulu Hidroelektrik santralin ürettiği elektrik, İstanbul’da bir alışveriş merkezinin anlık ihtiyacını ancak karşılayabiliyorsa, üretilen elektrik bizlerin değil, sistemin varlığını sürdürebilmek için gereksinimidir. Bizlerin yaşamlarımızı sürdürebilmek için gereksinim duyduklarımız ise o dokuz dere gibi yaşamın içindeki diğer tüm varlıklardır.

            Günümüzden 30 yıl sonra da Sinop’ta gerçekleşecek sızıntının, Akkuyu’da meydana gelecek kazanın, İğneada’da patlayacak reaktörün yaşamlarımızı yok etmemesi için şimdiden mücadeleye!

Yaşamı yok eden enerjilere hayır!

denildi. Eylemin çağırıcı listesi:

AKA-DER
Anarşist Gençlik
Eğitim Sen
Galyan Vadisi’nde HES istemiyoruz
HDK-Ekoloji
İnşaat İşçileri Sendikası
Kaldıraç
Karaburun Yarımadası Ortak Yaşam Platformu
KAYY-DER
Kedi Kolektif (Yalova)
Munzur Koruma Kurulu
Pangea Ekoloji
Patika Ekoloji Kolektifi
Peri Suyu Koruma Platformu
Sağlık Emekçileri Sendikası
Senoz Vadisi Koruma Platformu
Şavşat Derelerin Kardeşliği Platformu
Tarım Orkam Sen
Tarlataban
TÖPG
Yeşil Direniş Gazetesi
Ziraat Mühendisleri Odası

Paylaş: