Yaşamı Kurutan Santral JES

Küresel ısınmaya ve yüksek karbon salınımına dikkat çekilmeye başlandığından bu yana “sürdürülebilir bir kapitalizm” için fosil yakıtlara karşı yenilenebilir enerjinin gündeme taşındığını biliyoruz. Ayrıca kapitalist sistemin artan enerji ihtiyacı ve enerji politikalarında yeni doğal varlıklara yüzünü dönmesi farklı farklı pek çok coğrafyayı hedef almasına neden olmuştu.

İşte bu coğrafyalardan biri Aydın ve yeni enerji sisteminin adı jeotermal. Toplu arı ölümleri, kuruyan incir ağaçları, göçmen leylek sayılarının azalışı, çürük yumurta kokusu ve daha niceleri. Hepsi Jeotermal Enerji Santralleri’nin saldırısına maruz kalmış Aydın’da yaşananlardan sadece birkaçı. Aydın’da tarımsal üretimi kötü etkileyen; incir,zeytin ağaçlarına ve pamuk üretimine zarar verip Aydın’ın coğrafyanın en kirli havasına sahip olmasına neden olan ve kanser oranlarının artışında etkiye sahip JES’lere odaklanmak, zararlarını ortaya koymak gerekiyor.

Jeotermal Nedir Ve Nerelerde Kullanılır?

Jeotermal enerji jeolojik yapıya bağlı olarak oluşan, doğrudan ya da başka enerji türlerine dönüştürülebilen, yeryüzüne su, buhar ve gaz ile de
taşınabilen yer kabuğunun ulaşılabilir derinliklerindeki ısı enerjisidir. Ayrıca herhangi bir akışkan içermemesine rağmen bazı teknik yöntemlerle ısısından yararlanılan “Sıcak Kuru Kayalar” da jeotermal enerjidir. Magmatik rezervuara yakın bulunduğunda veya fay hatlarının yarattığı süreksizlikler boyunca, yüksek ısıya maruz kalmakta ve enerji seviyesi
yükselmektedir.

Derin rezervuarlarda yer alan jeotermal akışkanın yer yüzeyine çıkarılması için bulunduğu rezervuar kayasının üst kesimlerinde yer alan tatlı su akiferlerinin güvenli bir şekilde geçilmesi gerekmektedir. Bu esnada tatlı su akiferlerinin korunması hayati önem taşımaktadır. Gerekli önlemler alınmadığında sıcak ve soğuk akışkanın birbirine karışması
söz konusu olabilmektedir.

Jeotermal enerji elektrik üretiminde, termal tedavide, seracılıkta, kentsel ısıtmada; odun, ağaç, kereste ve balık gibi ürünlerin ve yiyeceklerin kurutulmasında kullanılmaktadır.

Jeotermal Enerji Yaşamı Yok Ediyor

Jeotermal sıvıdaki kimyasallar havayı, yüzey
ve yer altı sularını kirletmektedir. Bu kimyasalların aynı zamanda hayvanlar, tarımsal ürünler ve insanlar üzerinde olumsuz etkileri oldukça yüksektir.

Kimyasal maddeler jeotermal sıvılara ya araştırma sırasında ya da jeotermal enerji üretimi sırasında eklenebilmektedir. Kostik soda, sülfürik
asit ve bakteri oluşumu ya da çökelmeyi ve kabuklaşmayı önlemek için pek çok farklı toksit ya da korozif kimyasallar kullanılmaktadır. Ayrıca üretim sırasında oluşan iyon denge değişiminin de büyük  etkileri bulunmaktadır.

Jeotermal sıvıların kullanılarak elektrik enerjisi üretimi sonucunda oluşan ekolojik sorunları kabaca tariflersek; sondaj süresinde ekosistemin bozulması, kuyu sondajları boyunca jeotermal sıvı ile su ve toprağın kirlenme ihtimali, tesisin işletilmesi süresince CO2 ve H2S emisyonları, jeotermal sıvının ekstraksiyonu nedeniyle arazinin çökme ihtimali.

Jeotermal santraller, kuyulardan (sondaj ve
test sırasında) kondenser ile silencerlardan ve santralin gaz boşaltıcısından boşalan gazlardan dolayı hava kalitesini büyük ölçüde etkiler.

Jeotermalin bir etkisi de sulara yöneliktir. Tüm atık sular arazide tamamiyle reenjekte edilse bile, kirleticiler yüzey sularında yeraltı suları sistemi ya da gaz deşarjın ikincil etkileri aracılığıyla bulunabilir. Örneğin, yeraltı suyu kirlenmesi atık su yada yoğuşkanın reenjeksiyonu boyunca ya da kuyu deşarjı ve sondaj sıvısı için havuzlarda tutulan suyun sızması şeklinde olabilir. Jeotermal kirleticiler suyu kullanara, sıvı ekosistem ve karasal ortamı etkileyerek nehir ya da akarsuların içine karışarak su kimyasını değiştirir. Yüzey suları, ayrıca kimyasal
atıkların işletme süresince atılması ya da sızma nedeniyle kirletilebilir.

Jeotermal alanın araştırılması, geliştirilmesi ve uygulanması önemli fiziksel etkiler de yapabilir: gürültü, hidrotermal püskürme, zararlı atık,
atık ısı, çökme ve deprem… Üretim ve reenjeksiyonu direkt etkileyen mikro depremler Geysers’de gözlemlenmiştir. Fakat dünyada herhangi bir yerde sismiğin neden olduğu üretim zararı kanıtlanmamıştır. Sıvının derin formasyonlara enjeksiyonunda depremlere neden olmuştur. Bu olay, Colorado’da Rock Flats alanında 3000 m derinliğe atık suyun enjeksiyonundan sonra bölgeye yakın şehirlerde pek çok sayıda depremin hissedilmesi ile saptanmıştır. Benzer şekilde, Wairakei’de jeotermal sahasında yüksek basınç altında reenjeksiyon bölgede depremlerin hissedildiğinde durdurulmak zorunda kalınmıştır.

Ayrıca jeotermal çalışmalar önemli miktarda
zararlı atık üretebilir. Jeotermal sular ağır metal -özellikle arsenik- içerir ve zararlılar sınıfına sokulur.

Coğrafyamızda Yaşanan Etkileri

Jeotermalin böylesi etkileri görülmeksizin çıkarılan bir yasayla, Aydın için büyük bir tehlike haline getirildiğini biliyoruz. Jeotermal akışkanların da bor normalin 190, arsenik 250 katına varan fazla değerde bulunduğunu ve akışkanların yüzeysel sularda arsenik, bor, lityum yönünden kimyasal kirlenmeye neden olduğunu da…

25’i Aydın’ın batı bölgesinde, 7’si ise doğu tarafında olmak üzere, yaşadığımız coğrafyada JES’lerin yüzde 58’i Aydın’da bulunuyor. Aydın için sökülen zeytin ağaçları, verimliliği düşen tarım ürünleri, kuruyan incir ağaçları suların ve havanın etkilenmesiyle ilişkili. Ayrıca açık sistemlerde havaya hidrojen sülfür, karbondioksit, amonyak, metan ve bor yayılıyor. Çürük yumurta kokusuna benzer bir koku Aydınlıları rahatsız ediyor. Aydın’da JES’ten kaynaklanan ekolojik sorunlar da, bu sorunlara karşı yaşamı savunan mücadeleler de büyüyor.

Küresel İklim Değişikliği Ve Jeotermal

Jeotermal sistemlerden enerji üretilmesiyle büyük oranda atık ısı oluşmaktadır. Oluşan bu atık ısının bitkisel yaşamı etkilememesi için yüzey sularına değil atmosfere deşarjı da küresel çerçevede olmasa da bölgesel ısınmaya etki ettiği bilinmektedir. Kısacası Jeotermal enerjinin termal etkisi küresel ısınma açısından da önemlidir.

Sistemin Motivasyonlarına Karşı Yaşamın Direnişi

Bu süreçte JES’in zararlarını haykıran ve kurulmasını engelleyen Aydınlı köylülerin direnişlerini gördük. Bu direnişler de JES’in zararlarını, JES’in kurulması için devlet şirket işbirliğini gözler önüne serdi. Fosil yakıtlarla çok ileriye gidemeyeceği söylenen enerji sektörünün bulduğu her yeri ve her enerjiyi kendine “kaynak” olarak gördüğü de iyice ortalığa serilmiş oluyor. Bir iktidar biçimi olması sebebiyle sermayenin mekansal olarak genişleme eğilimi, sürdürülebilir kapitalizm projelerinin yeni enerji sistemlerini kurma arzusuyla buluşuyor. Bu
buluşmanın bedelini ise o enerji santrallerinin kıyısında yaşayan insanlara, hayvanlara, bitkilere ve orada bulunan suya, toprağa ödetilmek isteniyor.

Dipnotlar:
http://www1.mmo.org.tr/resimler/dosya_ekler/91aece1163477df_ek.pdf

https://www.gazeteduvar.com.tr/gun –
dem/2018/07/27/insanlarin-jesin-zararlarini-bilmesi-gerekir/

Paylaş: