Tohumda Sömürü – Nergis Şen
Tohumda Sömürü – Nergis Şen
/ Temmuz 11, 2019 0 COMMENTS

Bundan yaklaşık 350 milyon yıl önce… Tam olarak Karbonifer dönem içerisinde bitkiler soylarını sürdürmenin ve daha büyük alanlarda var olmanın bir yolunu buldular: Embriyolarını bir kılıf içine gizlemek. Sert kılıf içerideki döllenmiş yumurtayı dış etkenlere karşı koruyacak, bitkinin kendisi uygun koşulları bulup kabuğunu kırıncaya dek onu koruyacaktı. O bir tohumdu! Bu tohumlar ve tohumlu bitkiler milyonlarca yıl içerisinde değişti dönüştü ve tüm dünyaya yayıldı. Bu geçen zaman içerisinde yeryüzünden bir çok tür geldi geçti. Toprağa düşen tohumlara, kabuğunu kıran filizlere, boy veren bitkilere eşlik ettiler. İnsanlık ve Tohum Bu türlerden bir tanesi yaklaşık 200.000 yıl önce Afrika’da boy gösterdi ve vakit kaybetmeden bütün dünyaya yayılmaya başladı. Mezopotamya’dan Çin’e, Çin’den Avrupa’ya kadar ayak basmadık yer bırakmadılar. Muazzam bir gözlem gücüne sahip olan bu türün bireyleri, hayatlarını avcılık ve toplayıcılık yaparak sağlıyorlardı. Fakat bir gün Mezopotamya dolaylarında bir insan ya da insan topluluğu tohumun kudretini fark etti. Bitkiden toprağa düşen tohum milyonlarca yıllık evrimin getirdiği kolaylıklarla rahatlıkla…

Antroparşi:İnsan Merkeziyetçiliğinin Siyaseti – Simon Springer
Antroparşi:İnsan Merkeziyetçiliğinin Siyaseti – Simon Springer
/ Temmuz 10, 2019 0 COMMENTS

Antroparşi İnsan merkezcilik. İnsan üstünlüğü; Antroparşi. Öngörüden yoksun ve son derece şiddet içeren bu dünya görüşünün adını ne koyarsanız koyun dünya çapında zulümden başka bir şey anlamına gelmeyecektir. İnsanların bilim, endüstri ve emek adına diğer canlılara uyguladıkları şiddetin yoğunluğu göz önüne alındığında insan dışı varlıklara uygulanan şiddetin meşrulaştırılması sorunsalının çağdaş politik ekoloji söylemi içindeki tartışmalarda öne çıkmamış olması şaşırtıcı. Net tanımlanmamış olan bu araştırma alanındaki tartışmalar küresel ısınmaya, hava ve su kalitesinin düşmesine, toprağın verimsizleşmesine, ormansızlaşmaya, sera gazlarının yoğunlaşmasına, türlerin yok olmasına ve küresel nüfus artışına dair söz ürettiler. Buna rağmen politik ekoloji hareketinin genel görünümü ne yazık ki insan merkezci kalıyor. Hepsinin ötesinde bu yok edici süreçlere karşı hayıflananlar, sürecin yalnızca insan topluluklarını etkilediğinden şikayetçi. Hareket içerisinde Gaia’nın iyiliği için gösterilen dikkat, ikincil bir endişe durumuna düşürülüyor ya da “derin ekoloji” alanına itilerek tartışma dışında bırakılıyor. Bununla beraber insan dışı varlıkların ölümü, genellikle biyolojik çeşitliliğin kaybıyla ve bunun insanlar için olası sonuçları olan gelecekteki…