Kapitalizmin Enerji İhtiyacına “Çevreci” Bir “Alternatif”
/ Haziran 25, 2014 0 COMMENTS

Kapitalizm doğası gereği dokunduğu her şeyi bir üretim nesnesine çevirme eğilimindedir. Bir kapitalist bir elma ağacına baktığında orada bir ağaç değil, bir kaç kutu elma suyu, o elmaları toplayan işçiler/makineler, o elmaların işleneceği fabrikalar, elma suyunun raf ömrünü arttıracak kimyasallar ve nihayetinde tüm bu süreçlerin işleyebilmesini sağlayacak olan enerjiyi düşünür. Bir kapitalist için konu enerji olunca “nereden” ve “nasıl” sorusu anlamını yitirir. Doğru sorular “ne kadar” ve “ne zaman”dır! Nükleer enerjinin bugüne kadar yeryüzünde yarattığı tahribat, termik santrallerin, hidroelektrik santrallerin yaşama verdiği zarar onun için olsa olsa bir imaj meselesidir. Zaten o da imaj meselesini çevreci otomobiller, ultra-az enerji tüketen çamaşır makineleri, yeşil kredi kartları gibi zırvalarla çözmüş, üstelik çözmekle kalmayıp aynı zamanda bir “ürün çeşitlendirmesi” yaparak banka hesaplarındakileri sıfırlara yenilerini eklemiştir. Hal böyle olunca, kapitalist kendisine arzuladığı enerjiyi sunabilecek her türlü “alternatif enerji” önerisine açık, imaj meselesini de işin içine katacak olursak açıktan ziyade isteklidir de. “Tabi ki nükleer santrallerin ve termik santrallerin yerini…

DiKKAT! AB Yasası
/ Haziran 25, 2014 0 COMMENTS

Yağmurun altında ıslanmak de dereye girip serinlemek de suç olabilir 1972’de Meadow ve arkadaşlarının hazırladığı “Büyümenin Sınırları” isimli çalışma, ekonomik büyümenin ilk kez bir sorun olarak ortaya konulduğu çalışmaydı. Ekonomik büyümenin yavaşlatılması ve az gelişmiş coğrafyaların kalkınma mitinden vageçmesi gerektiği yaklaşımı, bu araştırmanın temelini oluşturuyordu. Benzeri çalışmalarda, ekonomik büyüme diye ifade edilen sürecin, aslında kapitalizm olduğunu hepimiz bildiğimiz halde, neden ısrarla böyle ifade edildiğini sonradan öğrendik. Mesaroviç ve Pastel’in “Dönüm Noktasında İnsanlık” çalışmasında “az gelişmiş ülkelerin doğal kaynaklarının korunması gerektiği” yaklaşımı, Roma Kulübü raporları ile gündeme gelen “sürdürülebilir kalkınma” fikri, kapitalizmin kendi yarattığı sorundan yine kendi lehine nasıl çözüm üretebildiğini görmek açısından önem taşıyor. “Büyüme”nin, “sürdürülebilir”lik üzerinden devamı, kapitalist niyetlerin “gelişmemiş” coğrafyalarda nasıl işleyeceğinin büyük bir göstergesi. Doğal varlıkların korunması üzerinden bu varlıkların kaynaklaştırılıp mülk edinilmesine, büyümenin sınırlarından bahsederken bu varlıkların sınırsız bir şekilde (kelimenin tam anlamıyla ulus-devletin sınırlarını da aşan, sınırsız) sömürüsüne yol açan işleyişin su politikaları özelindeki konumuna bakmak farklı açılardan önem taşıyor. Yağmur üzerinde…