Taş Ocağı Boşuna, Yıkacağız Başına!
Bugün Yalova Platformu’nun çağrısıyla yapılan “Yalova’da Taş Ocağına Hayır” mitingine biz de Patika Ekoloji Kolektifi olarak katıldık. Mitinge, yöre ve köy dernekleri de destek verdi. Saat, 14:00’da Swan Parkı’nda bir araya gelen yaşam savunucuları ve Yalovalılar, buradan şehir merkezine doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş sırasında, “Direne Direne Kazanacağız”, “Yalova’da Taş Ocağı İstemiyoruz”, “Havamız, Suyumuz Satılık Değil”, “Şirket Talan, Kanun Yalan Yalova İsyanda, İsyana Devam” sloganları atıldı. Yürüyüş sonrasında, şehir merkezinde toplanıldı. Yalova Platformu Sözcüsü ve Paşakent mahalle muhtarı ...
Şirketlerin Yoluna TAŞ KOYMAK!
“Gelişme”, “İlerleme” ve “Kalkınma” projelerinin havada uçuştuğu bir dönemden geçiyoruz. Şehirler zenginlerin “yaşamasına” elverişli hale getirilirken, bu merkezler dışında kalan yerler de kapitalizmin hizmetine sunuluyor. Şehirlerdeki AVM’ler ve rezidanslar elektriksiz kalmasın diye, kırsal alanlar ve çevreleri, Nükleer Santraller, HES (Hidroelektrik Santral), RES (Rüzgar Enerji Santralleri), GES (Güneş Enerjsisi Santralleri) ve Termik Santrallerle donatılarak adeta bir enerji üssüne dönüştürülüyor. Durmadan büyüyen ve büyüdükçe enerji ihtiyacını “daha ucuza gelen” kömürden karşılamaya çalışan “endüstri”nin ihtiyaçları için, her gün bir maden kazılıyor. Kazılan her bir maden için, ...
Yaşamı Yok Eden Enerjilere Hayır!
Çernobil katliamının 28. yıldönümünde, yaşam savunucuları Kadıköy Boğa’dan yürüyerek bir basın açıklaması yaptılar. Eylemde “Nükleere inat yaşasın hayat”, “Katil Çernobil, bu kaçıncı ölüm” sloganları atılırken, nükleer santrallerin yanı sıra hidroelektrik, termik, rüzgar tribünleri gibi diğer enerji santrallerinin de yaşamı yok ettiği vurgulandı. Ayrıca devletlerin nükleer enerjiyi savaş amaçlı kullandığına da dikkat çekilerek “Savaşçıl, barışçıl nükleere hayır” sloganı atıldı. Üzerlerinde koruyucu giysileri olan iki yaşam savunucusunun “Çernobil” ve “Fukuşima” yazılı bacalardan duman çıkartmaları ilgi çekti. Yapılan ...
Etrafına baktı, gözlerini açtığı karanlık sokakta ağzındaki kuruluğu giderecek bir kaç damla su aradı. Çöpte bulduğu boş şişelerdeki çamurlu su damlaları biraz olsun enerjisini yerine getirmişti. Daha dün gibiydi musluklarından olanca tazyikiyle akan suların sesini duyduğu günler. Doğruldu, gökyüzüne baktığında gökdelenlerin aydınlatmalarına karışan helikopterlerin ışığı yüzüne vurdu. O an aklına geldi. Takım elbiseli bir grup adam tarafından dövülüp sokağa bırakılmadan önce, bu gece içme sularıyla ilgili büyük bir eylem yapılacağını okumuştu. Yaşadığı mahalle, önce kentsel dönüşümle, sonra da kesilen sularla iktidarların kıskacına alınmış yoksul insanların yaşadığı bir yerdi. Yaşam ...
Petrol Şirketlerine karşı olduğunu söyleyip, petrol baronlarının vakıflarınca fonlanan Greenpeace’in, Nükleer konusunda ki “uzlaşmaz tavrı” biz yaşam savunucularını endişelendiriyor! Bir hatırlatma maksadıyla, Meydan Gazetesi’nin 20. sayısında yayınlanan bu yazıyı sizlerle paylaşmak istedik. Greenpeace; petrol baronu Rockefeller Vakfı gibi onlarca “hayırsever” vakıftan topladığı fonların küçük bir kısmını, döviz spekülasyonlarında kaybettiğini açıkladı. Greenpeace’in finans danışmanının Euro ile Pound para birimleri arasındaki dalgalanmada, 11 Milyon Liraya karşılık gelen 3 Milyon gibi bir miktarını “üzülerek” kaybettiğini açıklaması, dünya çapında haberlere ve tartışmalara konu oldu. ...
Sokak Hayvanları ve Tecrit
Sokak Hayvanları ve Tecrit Yalıtma ve tecrit, son dönemlerin en belirgin  cezalandırma yöntemine dönüşmüş durumda. Köken olarak, Avrupa çıkışlı olan bu iktidar refleksi belki de son 20 yıldan beri konuşulmaya başlanmış fakat 2000 yılında, hapishanelerdeki devrimcilere yönelik olarak gerçekleştirilen “Hayata Dönüş Operasyonları” vasıtasıyla gerçekleştirdiği F tipi hücreler  bu topraklarda da özellikle devrimciler hedef alınarak 15 yıl kadar  önce uygulanmaya başlanmıştır. Buradaki amaç, “devlet ve kapitalizm” için tehdit yaratanları “yaşamdan soyutlayarak”  fikirlerini hasıraltı etmek ve dışarıda kalanları da bu şekilde tecride alarak  onları bu “zararlı fikirlerden” uzak tutmak ...
Talanın Katliamın Yeni Adı: Kaya Gazı – Emre Bayyiğit
Kapitalist şirketler, yıllardır bu topraklarda devlet desteği ya da direkt kendi teşebbüsleriyle, bir dizi ekolojik yıkıma neden olan enerji projelerine girişmiştir. Diğerlerine nazaran yeni sayılan kaya gazı ise söz konusu şirketlerin son gözdeleri! Kürdistan, Trakya, Karadeniz, Tuz Gölü civarı ve Toroslar’da mevcut tüketim rakamını 40 yıl karşılayacak ‘kaya gazı’ rezervi var olduğu söyleniyor. Yaklaşık 3 yıl önce, Royal Dutch Shell, TPAO (Türkiye Petrol Anonim Ortaklığı) ortaklığıyla, Diyarbakır Sarıbuğday ve Bağdere köylerinde kaya gazı sondaj çalışmaları başlamıştı. Shell’in kaya gazını, enerjide ‘alternatif’ olarak gördüğünü söylemesinin ardından, bir diğer petrol şirketi olan ...